Avni Baba

YALNIZLIK

YALNIZLIK Eski çağlarda insanın, “kendi kendisi ile bir uyum içinde olabilir. Dolayısıyla dostu, sevdiğinle ayni değerlerde uyum sağlayamaz“ deniliyordu. Kendi kendine yeten kişiye bilge diyorlar, bilgeliği de YALNIZLIK olarak kabul ediyorlardı.
“UNIQUE – TEK olması nedeniyle yapıları, şekilleri, yaşam biçimleri, duygu, düşünce, davranış, vs. farklıklarıdan insanın bir eşdeğeri olmadığı, birinin değerleri diğerine yakın da olsa ayni olmayacağı için, HER CANLI VARLIK YALNIZ DOĞAR, YALNIZ YAŞAR VE YALNIZ ÖLÜR deniliyor, Doğa yasası, değişim ve gelişim gereği nedeniyle insan da YALNIZ’ dır soncuna varılıyor.

Bir fıkraya birisi az diğeri kahkahalar ile gülüyor. Bir olaya birisi başını çevirir aldırmıyor. Diğeri üzülüyor, ağlıyor. Biri çoğu az, diğeri azı çok buluyor. Birine göre güzel olan diğerine çirkin görünüyor. Biri seviyor, diğeri nefret ediyor. Ayni düşünce düzeyinde olsalar dahi ayni konuyu biri diğerine göre az yâda çok farklı olarak değerlendiriyor. İnsanın sayısız sebep, farklı nedenlerden yer, zamana göre değer bireysel yargılarıyla bir diğerinden farklı ve çeşitli yalnızlıklar yaşıyabiliyor.

Birlikteliklerde bir olay, bireysel art niyet ve kötülük içermeden değerlendirilse de tekliğin farklılıkları nedeniyle tartışmalar, gerginlikler, kırgınlık ve dargınlıklar, yalnızlığı başlatıyor. Bu yaşanan yalnızlığa, GEÇİCİ YALNIZLIK diyorum.
Böylesi unutulmayan, hoş görülmeyen, küsülen, affedilmeyen ve devam ettirilen yalnızlıkların da APTALLIĞIN YALNIZLIĞI olduğunu düşünüyorum.

İnsana yaşamı zindan eden, şiirlere, öykülere, romanlara sıklık ile konu edilen üzüntü ve acıların getirisi, tekrar ve istenerek yaşanan, süresi insanına bakan, unutulsa da gönüllerde iz bırakan, hatırlanan AŞK’ ların getirisi de YARALI YALNIZLIK…

Birliktelikte yaşarken çekilen çile diyebileceğim, yakın ve içten ilişkide olunduğu sanılan, kişi veya kişilerce birliktelik istenmiyor. Bazı nedenlerle(!) paylaşıyor, isteniyor gibi görüntüleniyor. İnsanın istenmediğinin farkında olduğu, çaresizlikten yaşamaya mecbur kaldığı ortamda duyulan öyle bir yalnızlık var ki, insana koyan, ızdırabı, kahrı çekilemeyen ve de BİRLİKTELİKTE iSTENMEYEN YANLIZLIK…

Bir başka yalnızlık, insanların günümüz yaşamında hayat şartlarının zorlukları sonucu yaşamları gereği vakit bulamamaları, vakitleri olsa da kendilerine dönük yaşamaları nedeni ile dost ve akrabalarına gereken ilgiyi gösterememenin getirisi olan İLGİSİZLİĞİN YALNIZLIĞI…

İnsanı ve insanlığı seveni, hizmet vereni çıkar için lekelemek, suçlamak, kendi pisliğini örtmek için susturmak, iftiralar atmak ,vs. ve bunlardan etkilenerek bireyi yalnızlığa terk edenlerin başlattığı üzücü olan, günümüzde rastlanan BİGÜNAH YALNIZLIK…

Habersiz, nasıl geçtiğini anlaşılmayan acımasız zamanın unutturamadığı, teker teker kaybedilen sevdiklerinin, dostların yokluğunun yalnızlığı. Yaşandıkça acısı unutulmuyor, çekilmiyor, gözden gönül suyu eksik olmuyor. Yüreklerde yaktığı ateş sönmüyor. Yıllar boyu çırpınıyor insan, geriye teslimiyetten başka yapacak bir şey kalmıyor. Anılarda ki güzellikleri hatırlamak ve pozitif düşünmek, her yeni güne depresyondan kurtularak başlayabilmek, hem gidenin hem de kalanın huzuru için çaba gerektiriyor. Gidenlerin çokluğu nedeni ile gelen yalnızlık. Doğa yasası olan ve çözümü mümkün olamayana da YAŞLILIĞIN GEREĞİ YANLIZLIK diyorum.

İnsanının en önemli yalnızlık olan RUHSAL YALNIZLIK…
İnsan o hale geldi ki, neye ihtiyacı olduğunu, ne istediğini bilmiyor. Bu konuda kendisine dürüst değil. Yaşamını kargaşa içinde yitirildiğini düşünemeyen, ruhsal beslenemeyenlerin yalnızlıklarını madde ile doldurma çabaları da yetersiz kalıyor. Zamanla yaşam küskünlüğüne dönüşebiliyor.

Her insanın yaşadığı yalnızlıklarının sağduyu ile üstesinden ancak kendisinin gelebileceğini
düşünüyorum.

Sevgiler,
Avni Baba

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yorum Yap





Not: Yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.