Avni Baba

SESSİZLİK

Konumuz sesin olmadığı yerde olan sessizlik değil…
Beraberliklerde kişi konuşurken dinleyenlerin yerinde ve zamanında susmak, dinleyerek,
sırası geldiğinde konuşmayı başarabilmesi olan sessizlik…

Sohbetlerde bir araya geldiğinde konuşanı sabır ve sükûnetle dinlemek yerine
her kafadan bir ses çıkıyor. Kendi aralarında birbirlerini sessizlik içinde dinleyenine
ve teker teker konuşanına ender rastlanıyor. Konuşanı dinleyeceklerine ya müdahale ediyor,
kendi konuşuyor ya da yanındaki ile konuşmaya başlıyor. Konuşanı dinleyebilmek için gerekli
SESSİZLİK bozuluyor.

Dinlemeden, anlamadan, konuşmasını bitirmeyi beklemeden konuşanın sözünü kesmekle
bilgi – zekâ – makam – güç – vs. yönlerinden üstün olunduğu ifade edilmek mi isteniyor?
Dinlemeden söz kesilerek, ses tonunu da yükselterek konuşanı baskı altına alınmak mı isteniyor?
Bir konu hakkında beş, on kelime dahi dinlemeden konuya karşı olunduğu,
taraf tutulduğu için mi sessizlik zamansız ve de yersiz bozuluyor? Vs. Vs.
Konuşmacının lafı da yarım kalıyor. Birkaç kişi bir araya geldiğinde her bireyin
kendine göre olan nedenlerinden konuşanın sözü öyle ya da böyle kesiliyor…

Bazıları da yanlarında BAL KAVANOZU taşıyor.
Şirin görünerek “ SÖZÜNÜ BAL İLE KESİYORUM “ diyor, konuşa fırsat vermiyor.
Sözünü değil, iflahını kesiyor.

Aile içinde, dostlar arasında, iş yerindeki ilişkilerde farklı şekil ve şartlar
altında sessizlik değişikliğe uğruyor. Sırası gelse de söz hakkı da olsa konuşamıyor ya da konuşturulmuyor.
Haklı da olsa, madde de veya güçte zayıf olmanın, yaşam şartlarının getirisi çaresizlikten,
bütün içtenliğine rağmen kurmak istediği iletişimi kuramıyor, konuşamıyor.
Böyle durumlarda sessizlik, ÇARESİZİĞİN SESSİZLİĞİ’ ne dönüşüyor.

Bazen de konu bitmeden, konuşmacı devam ederken, dinlemeden beğeni kazanmak çabası
içersinde sık sık “evet, çok doğru” diyerek tasdik edenler oluyor.
Bu gösterilen sessizliğe de YOZ SESSİZLİK diyorum.

Bazıları işine gelmeyen bir konu ya da olayı dinliyormuş görünüyorsa da aslında dinlemiyor.
Kimileri de laf ebeliği yapıyor, karşısındakinin sabrını taşırarak yüksek dozlu tartışma
başlatılıyor.

Dinlemeyen, susmasını bilmeyen karşısındakinin ne dediğini anlamıyor.
Gelişi güzel, sırasız konuşarak, konuşma karşılıklı söz düellosu haline geliyor.
O söylüyor, bu söylüyor. Konu saptırılıyor, konuşanlar sapıtıyor. Neticede dinlemeden
sessizliğin herhangi bir nedenle bozulması kimseye yarar getirmiyor.
Konuşmanın da değeri kalmıyor.

Konuşanın sözünü kesmeden sabır ve dikkat ile dinleyen, söyleneni iyice anlayan,
yorumlayan, cevap vermeye hazır olunduğunda konuşanlara saygılar,

Sevgiler
Avni Baba

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yorum Yap





Not: Yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.