Avni Baba

NEDEN ÖFKELİYİZ ?

“Baba ÖPKE yazını okudum. Evde, iş yerinde, , alış verişte, vs her yerde insanlar
ilişkilerinde öfkeli. Kimsenin yüzü gülmüyor. Bende onlar gibi öfkeleniyorum.
Valla bu öfke beni insanlardan uzaklaştırıyor. Bu halimden rahatsız oluyorum.
Neden öfkeliyiz? Senin yaşadığın ülkelerdeki insanlar da böyle öfkeli mi idi?”
Sorusu üzerine düşünceler…

Canlının doğasında var olan öfke çocuklukta başlıyor. Verilen söz “taviz – yalan” tutulmayınca, öfke yeşeriyor.
Yaş ilerledikçe taviz ve yalan devam ediyorsa istediğini elde edebilmek için, hırçınlık, kızmak, bağırmak
alışkanlık haline geliyor. Zamanla kişilerde sert davranışlar, saldırganlık şeklinde dürtüsel olarak dışa vuruyor.
İnsanın yaşı ilerledikçe artan aşırı yaşam şartlarının yüküne tahammül edilmezliğin çaresizliğiyle canından bıkıyor.
Yaşam isteklerini elde edememiş olmanın tatminsizliği, baskısı ve korkusuyla öfkelenildiği ve günümüzde sık görülen
mutsuz, huzursuz yaşam biçimi oluyor.

Eğer kişi, öfkeselliğine önemsiz ve sudan nedenler buluyor da farkında olamadan yersiz, adap dışı öfkeleniyorsa
üzerinde düşünülmesi, sebeplerinin ihmal edilmeden uzmanlarca araştırılması gerekiyor diye düşünüyorum.

“Senin yaşadığın ülkelerdeki insanlar da böyle öfkeli mi idi?”
Sorusunun bencileyin cevabı…

Sorunun cevabını şu “İÇEDÖNÜKLÜK – DIŞADÖNÜKLÜK” sözcüklerle açıklamanın doğru
olacağını düşünüyorum.

İçedönüklük; İnsanın kendi duygu düşünce ve yaşantısını, çevresine ve toplumuna olan ilgi ve ilişkisinden önemli
görmesi hali…
Ve
Dışadönüklük; İnsanın kendi duygu ve düşünceleri yerine, dıştaki nesnel ve toplumsal ilişki ve ilgiye önem vermesi
ve yönelmesi durumu…
Olarak tanımlanıyor.

Dış ülkelerdeki insanlar sosyal haklarını korumak ve devam ettirebilmek için, düzenli kurum ve kuruluşlarının
varlığıyla olabileceğini biliyor. Düzen bozuk ya da bir nedenle bozuluyor ise, örgütlenen toplumlar derhal
eyleme geçiyor. Güçlü dayanışma etkinliğinin gerçekleşmesi, insan ilişkilerinin sıcak tutulmasıyla mümkün
olacağından sağlanan sosyal imkânlar dışadönüklük ortamına etken oluyor. Sorunlara ivedilikle çözümler bulunuyor,
yüzler gülüyor.

Güvencede olduğunu hissetmediği kurumlar, kişilerle istenmeyen olaylar sonucu umudun yitirilmesiyle bireyde
içedönüklük başlıyor. Toplumu içersinde yalnızlığı yaşayan birey, çaresizliği nedeniyle yüce bir güce sığınıyor,
yardım diliyor, olmasını ya da oldurulmasını bekliyor, bekliyor.

Belirli bir ekonomik altyapıyla üst yapısı oluşmuş “ekonomik, sosyal” kurumları içeren, kendisinin ve her bireyin
değer olduğunu bilen insanların oluşturduğu toplumlarda…
BİREY;
Bir konuda kendisine, kendisini ilgilendirmese bile bir başkasına yapılan bir yanlış veya haksızlık karşısında yerinde
ve zamanında gereken tepkiyi gösteriyor, tepki gösterene destek veriyor…
Kayırmak, usulsüzlük ve yalan söylemekten kaçınıyor…
Farklı düşünceye saygı gösteriyor…
Kendisine zarar vereceğini bilse dahi, hatalı ise kusurunu kabul ediyor, zararı ödüyor…
Eleştiriye açık. Söylenene de kızmıyor. Gerektiğinde özür diliyor…
Darılmıyor, yanlışını düzeltiyor, beraberliğine devam ediyor…
Ve
Konu, olay ne olursa olsun yalnız kendisini değil, toplumu da değer olarak gören ve değer olmanın gereklerini bulunduğu
özgürlük ortamında gelişen kişiliğiyle eylemini tereddütsüz uyguluyor…
Ülkesinde ayırımsız dayanışma içersinde ilişkilerle sağlıklı toplum oluşturabiliyor.

Düzensizlik, haksızlık, vs. sorunlara yerinde ve zamanında BEN, BENİM TOPLUMUM anlayışıyla yaklaşan, destek olan,
gereken tepkiyi ivedilikle hukuk ve adap içersinde gösteren, uğraşı veren, birbirine, haklara ve hukuka saygılı insanlar
toplumunda sorunlar geciktirilmeden ÖFKESİZ çözülüyor, yüzler gülüyor diye düşünüyorum.

Sevgiler,
Avni Baba

NOT:
Evlat,
Batı, her bireyin DEĞER olduğu anlayışına, asırlar ve nesilleri boyunca insana değer vermeyenlerle nasıl mücadele ederek
ulaştığı gerçeğini araştırman gerektiğini düşünüyorum.

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yorum Yap





Not: Yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.