Avni Baba

İNSAN MALININ SAHİBİ Mİ, BEKÇİSİ Mİ?

Aralarında çözemedikleri bir problemi halletmek isteyenler, bazı nedenlerle uygun görülen kişi veya kişilerin arabulucu olmalarını istiyorlar.
Yıllardır ziyaretime gelmeyenler, geldiler, arabulucu olmamı istediler.
Taraflar kendi anlayış ve istekleri doğrultusunda problemlerini kapsamlı olarak anlatmaya başladılar.
Taraflardan biri konuşurken diğeri araya giriyor, itirazlar ve atışmalarla devam ediyor. Uzun süren ve kendilerini haklı gören konuşmalar devam etti.
Dinledim.

Her iki taraf da kaybetme korkusu içersinde “Sen haklısın” dememi heyecanla bekleyen çok yakın akrabalar olan sizler;
Mal, para, mülk, vs gibi şeylere sahip olunamadığını biliyor olsanız da anlaşamıyorsunuz.
Birinize sen haklısın desem, diğerinizin itiraz edeceğinden aranızdaki iyi-kötü, doğru-yanlış sorunları arabulucu olmadan
empatiyle kendiniz çözmeyi düşünmenizin daha uygun olduğunu anlayacaksınız.
Konuşmamı bitirdim.

Her biri kendilerini haklı olduğu sanısıyla söylediklerimden memnun olmadılar. Yüzlerdeki ifade, seslerinin tonu değişti.
Güleç yüzlerle gelenler, somurtarak gittiler.

Yıllar önce eşim Ender, bir sabah heyecanla;
Kim olduğunu hatırlayamadığım biri, bana “Hiç bir şey senin değildir. Sen, sahibi olduklarının bekçisisin” dedi.
Ve sabaha kadar tekrarladı diyerek rüyasını anlattı.
Gerçekten rüyanın tesiri altında kalmış, hiç unutmuyor ve her fırsatta tekrarlıyor.

Yaşam içten dışa doğru olduğuna göre, insanın her hangi bir organındaki tek bir hücrenin dahi sahibi değilse, insan neyin sahibi olabilir ki!
Sahiplenme hırs ve isteğiyle yaşayan insan, sahiplendiği her şeyin bir sebeple her an yok olabileceğinin idrakı içersinde,
“yaşamımda paylaşabildiğim sürece benimle beraber” diyebilmeyi kabullenilmesinin yaşam huzuru için gerekli olduğunu düşünüyorum.

Sevgiler,
Avni Baba

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yorum Yap





Not: Yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.