Avni Baba

DUYGU – AŞIRI DUYGUSALLIK

İnsanın algıladıklarını değerlendirerek edindiği tutum ve davranışlar olarak tanımlanan DUYGU; Canlı varlıkları söz ve eyleme yönelten,
birbirinden farklı tepkilere hazırlayan hareketler güdüsünün temelini oluşturuyor.
DUYGUSALLIK Duygulara kapılmayla değişen düşünce ve iradenin tesiri altında kalarak kişinin yaşamında sergilediği duyma, düşünme,
davranış değişikliği ve buna bağlı tepkileri…
AŞIRI DUYGUSALLIK; İnsanın doğayı kullanmaya başlamasıyla medeniyetin getirdiği yeniliklerin hızlı değişimi, genetik miras ve
devam eden çevresel etkilerle küçük yaşlarda kazanılmaya başlayan feryat, çırpınma, dövünme, yerden yere atma, vs…
Olarak tanımlanabiliyor.
Bilimsel araştırmalar;
İnsanın en yakınları ve de çevresi tarafından devamlı kafasını meşgul eden gerçekleşmeyen bekledikleri ve beklemediklerinin
tekrarlanması düş kırıklığının yoğunlaşmasına sebep oluyor. Güzel duygular içersinde yaşamasının engellenmesiyle yoğunlaşan
duygusal bozukluğun bireyin beden ve beyin sağlığına zarar verdiği belirtiyor.

ÖFKE: Kalp atışı hızlanıyor, adrenalin salgılanması ile çevik hareketler yapabilecek enerji sağlanıyor ve çeşitli biçimlerde
etrafa saldırı başlıyor.

KORKU: Kan bacaklara, güçlü kaslara yöneliyor. Saklanmak mı, kaçsak mı telaşı ile beyin bir anlık duruyor. Dikkat tehlikenin nasıl
olduğuna yöneliyor. Duygu merkezi de hareket için hormon salgılıyor.

ÜZÜNTÜ: Dış etkiler, bireysel istek ve dürtülerin olmayışından meydana gelen kaygılar
kişinin enerjisini azaltıyor. Bağışıklık sistemini etkiliyor. Yavaşlayan metabolizma yaşamdan zevk almayı azaltıyor. Artan üzüntü
bağışıklık sistemini çökertiyor.

Türlü sebep ve nedenlerle öfke, korku ve üzüntüyle başlayan umutsuzluğun artmasıyla, kaygı ve endişeler sebebiyle içe dönüş başlıyor.
Depresyon sürecinde memnunluk, hoşlanmayla uyarım sağlayan sevgi içeren duyguların oluşmasıyla artan enerji üzüntü yerini alıyor.
Başlayan bir coşkuyla beden rahatlıyor. Gevşeme tepkisiyle uyum ve tatmin hali bireyi harekete geçiriyor, huzur başlıyor.
İkinci bir etkinin getireceği farklı bir duygunun var oluşuna kadar bu durum devam ediyor.

Bireyi etkileyen bir olayda tepkiyi “yersiz, dengesiz söz ve aşırı davranışlar” eyleme geçiren duyguların sebep ve nedenleri “genetik mirası,
yetiştiği ortam, eğitim, kültür, gelenek, vs” kişiye göre farklılıklar içerdiği belirtiliyor.
Kişinin aşırı duygusallık’ tan kurtulabilmesinin hayata bakış açısını değiştirmesiyle enerji kazanacağı, tekrar yaşama dönüş sağlayabilmesinin
mümkün olabileceği vurgulanıyor.

Duygulu olmak insanın çok iyi bir özelliği…
Ancak bir sebeple “üzüntü, öfke, korku, vs” tetiklenen aşırı duygusallığın getirisi çöküntü olunca, bu duyguların söz ve davranışlarla sergilenmesi
bireyin kendisine ve çevresine zararlı olduğunu düşünüyorum

Sevgiler,
Avni Baba

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yorum Yap





Not: Yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.