Avni Baba

DEĞİŞKEN DOĞRU, DEĞİŞEN DÜŞÜNCE                 

İnsan nesneleri, doğayı, aklına geleni değiştirmek için her imkânı, çabayı harcamaktan çekinmiyor.
Edindiği eski doğruları ve düşüncelerini değiştirmekte, kendini yenilemekte zorlanıyor.

Bilgisel anlamı; Yanlış ve yalan karşıtı olan DOĞRU sözcüğünü bilimsellik, doğru bilgi edinememe
şüpheciliğinden kurtularak yargılamaktan kaçınıyor. Sınırları ve olumsuzluk çıkılmazlığı içerisinde doğruyu bulmayı amaçlıyor
.
Mantık; Doğru yapılan, hukuka uygun olan işlem – eylem olarak tanımlıyor.
Felsefe, mantıktaki doğru kavramından yola çıkarak, Doğru olmak, hakiki olmaktır.
Doğru olmayan hakiki değildir
diyor.
Metafizik; “İnsanın bilinci doğrultusunda anladığı yönsüz ve şeffaf bilginin doğru olduğunu”,
konu ediyor.
Ruhbilim; Doğru yargıya varan, yargılayan zihin” olarak tanımlıyor.
Törebilim; Hak ve hukuka uygun olana doğru, davranana da doğru insan”, tanımlaması yapıyor.
Toplumbilim: Doğru’nun değişkenliğinden ve zaman, yöre, yer, ülke koşullarına göre düzenlendiğinden söz ediyor.
Araştırıldığında “DOĞRU” sözcüğü, farklı anlamlar ve tanımlamaları içerdiği görülüyor.

Bilimsel olarak, “Her şey bir an için kendisinin aynıdır. Ancak bir başka an da ise aynı şey olmadığı”
kabul ediliyor. Çünkü geçerli genel ve evrensel doğa yasaları gereği, sürekli değişim ve
gelişim içinde olduğuna göre, an da kendisi olan, zaman süreçlerinde değişime uğrayacağından
kendisi olamayacaktır. “O şey, aslının değişikliğe uğramış kendisi ve ayni zamanda başkası olduğu”, belirtiliyor.
“Nasıl olur? Yoooo olmaz, burada bir çelişki, bir terslik var.” Denebilirse de buradaki çelişkinin,
gelişmenin temeli olduğu sonucuna varılıyor.
Geçmiş doğruların bu gün değiştiği, bu günün doğrularının yarın değişebileceğinden,
doğrunun değişkenliği kabul ediyor.

Her şey bir an önce kendisi, bir an sonra da başka, an içinde doğru ise, bu çelişki doğrunun kendisi
olduğuna göre, nesnelerin duyguları etkilemesiyle oluşan düşüncelerin değişmesi kaçınılmaz oluyor.

Düşünce, insanın kendini incelemesi, kendine dönmesi anlamını içeren, “düşünmekle”
başlıyor. Düşünenle, düşünülen arasında başlayan düşünme eylemiyle
düşünce irdeleniyor, karşılaştırılıyor.
Varılan yeni düşünce yansıtılıyor. Fikirler karşılıklı tartışıldığında ortaya
çıkan, geleceği
aydınlatan yeni düşünceler gelişmeyi sağlıyor. Düşünce ne kadar doğru ve sağlam dahi
olsa irdelenmeden ve tartışılmadan durağanlaşıyor, eskiyor.
Yenilenmiyor ise, gelişime yararlı olamıyor.

Düşünür Kant, bir konuyu anlayabilmek için, önce düşünceyi yargılamak gerektiğini
söylüyor. Ancak düşünce, konu dışına çıkmadan, bilgiyle, kavram ve
kuralları içinde
saptırılmadan yargılanıyor, tartışılıyor ise yararlı oluyor.
Çok yönlü değerlendirilmeyen doğru bilgi içeren düşünce, üzerinde düşünülmeden
geçiştiriliyor ise, bilgi edinme ve eyleme konulabilme olasılığının azaldığını vurguluyor.

Düşünceyi, düşünmekle yeni bir düşüncenin üretilmesi çoook önemli.
Bu iki düşüncenin devinimi, üçüncü bir düşüncede birleşiyor. Düşüncelerin denge halinde
olmasıyla da soyuttan somuta geçiş başlıyor. Devamlılığı, düşüncelerin üremesini sağlıyor.
Birey bir konuyu irdelenmeden, didiklenmeden giyebiliyor.
Çeşitli nedenlerle yönlü olarak giydiriliyor. Giyilmiş, giydirilmiş, kulaktan dolma, vs. bilgiyi, kendi
düşüncesi olarak beyanda bulunması, eskimiş ve yanlış olanın doğruluğunu tartışması,
bireyin değişen doğrular düzeyinde konuya vakıf olmadığını gösteriyor.

Son elli yılda hızlı değişim ve gelişim içinde olan dünyamızda, doğruların ve düşüncelerin değişkenliğine
inanmayan, önemsemeyen, kendini sınırlayan, uyum kurmakta zorlanan, eskimiş düşüncelerine uygun
düzen arayan insanlar toplumunda duraklama başlıyor.
Yeni düşünceler ve doğruların ışığıyla aydınlanan bireylerde meydana gelen gelişim, toplumun yararlı
ve yapıcı eylemsel gücünü oluşturduğu örnekleriyle görülüyor.

Değişken doğruya ve düşünceye uyum sağlayabilmenin, sağduyu ve bilgi içeren
idrak ile olabileceğini, zaman deyimini sonsuzluk olarak algılıyor, gerçeğin temel, genel nitelik
ve niceliklerini tanımlayan, yüce kavram olan sonsuzluk üzerinde bir doğrudan bahsetmenin
mümkün olamadığını düşünüyorum.

Sevgiler,
Avni Baba

 

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yorum Yap





Not: Yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.