Avni Baba

DEĞİŞİM

Her şey değişerek oluşuyor. Dünyanın var oluşundan günümüze kadar geçen zaman içersinde
değişmeyen hiçbir şeyin olmadığı bilen insan yaşanmışları ve yaşanmakta olanları görüyor
olsa da dış dünyasında değişiminde başarılı olduğunu, iç dünyasını değiştirmekte zorlanmasının
sebep ve nedenlerini düşünüyorum.

Doğa yasası olan DEĞİŞİM; Evrende değişmeden duran ve kalan hiçbir şeyin olmadığının gerçekliğini tanımlıyor.
ARİSTO, üç temel değişimi;
I – Yokluktan varlığa geçiş…
Doğum ile değişim. Yaşamın başlangıcı…
II – Varlıktan varlığa geçiş…
Yaşam süreçleri boyunca, “iç – dış” değişimler.
III – Varlıktan yokluğa geçiş…
Ölüm ile değişim. Yaşamın sonu.
Olarak tanımlıyor:
Yokluktan varlığa geçiş ile başlayan yaşamda birey zaman zaman “mekân, yöre, iş, eş, vs.” fiziksel, bazen de “radikal”
kökten aşırı nitelikte değişimlere ihtiyaç duyabiliyor. Yaşamı süresince insan istekleri doğrultusunda
dış dünyasının yaşam biçiminde değişiklik yapmak tutkusuyla çırpınıyor. İç dünyasındaki değişimi nedense,
var olduğundan bu güne kadar ihmal etmekte üstün başarı gösteriyor.

İnsanlığın değişim ve gelişim serüvenini araştıran İngiliz Bilim Heyeti;
“Dünya, insanın içsel gelişiminde duraklama süreci yaşanıyor“ açıklamasını yapmış.
Beş Milyon Yıldır önemsemediğini…
Günün zirvede olan geçerli değerler eğiliminde olan insanın, iç dünyasındaki gelişimin duraklama devri
sürecini yaşamaya devam ettiğini…
Günümüzde Sekiz Milyar insanın da çok azının iç değişimini başarabildiğini
belirtiyor.

Araştırmalar; İnsanın, yaşam süreçlerinde fiziksel ve radikal “kesin, köklü ve kalıcı” değişimlere
zaman zaman ihtiyaç duyabildiğini…
İstekleri doğrultusunda dış dünyasının yaşam biçiminde değişiklik yapmak tutkusuyla çırpındığını…
Ve
İç dünyasında ki değişimi engelleyen sebep ve nedenleri önemle düşünmesi ve irdelemesi
gerektiğini vurguluyor.

İç dünyası duraklama içersinde olan birey her hangi bir biçimde elde ettiği güç ile bir bölümü bilinen,
diğer bölümleri gizler içeren ve yaşam akışını yönlendiren “radikal” kökten değişiklikler yapmak
isteyebiliyor.
Ancak…
Ne olduğunun farkında olmayan, var olan değerleri önemsemeyen, kendine özgü köklü değişiklikler uygulayanların
bireysel yaşantısına ve çevresine getirisi olsa da toplum için yararlı olmadığı, bilinen önemli tarihsel bir olgu.
Güç eşliğinde köktenci düşünceyle uygulanan değişimle başlayan farklı sorunlar arttıkça, akli ve ruhsal dengelerin
bozulmasıyla huzursuz, umutsuz toplumsal ortamda kaos kaçınılmaz olur diye düşünüyorum.

Sevgiler,
Avni Baba

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yorum Yap





Not: Yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.