Avni Baba

BİR SOHBET GECESİNİN ARDINDAN DÜŞÜNCELER… 

AHLAK;
İnsanın yaratılıştan ve de bulunduğu ortam içersinde sonradan
edindiği iyi ve kötü huy – davranış biçimleri olarak
tanımlanıyor.
Dolayısıyla ahlak, günümüze kadar geçen süreler içersinde
farklı ülkelere, dinlere, gelenek ve göreneklere, farklı toplum ve
yörelere göre değişen kural ve kavramlardan oluşuyor. 

Ahlak ’ın bireyin bulunduğu ortamda benimsediği geleneksel ilkeler
ile bireysel vicdan olguları
içersinde geçerlilik kazanan davranış
özellikleri olduğunu düşünüyorum.

SEVGİ;
Düşüncenin sevgi, sevginin düşünce olduğu bir ortamda yaşanıyor
ise sevgi öğreniliyor, yaşanıyor, yaşatılıyor. 
Sevgi düşüncede
başlıyor. Kendimiz kadar bir başkasını düşünebilmek, ben yerine
Biz diyebilmek, dürüstlük, içtenlik, şeffaflık, hoşgörü, bilgi, saygı,
sabır ve fedakârlıkla yaşamı paylaşmak olduğunu bilmeyen sevgiyi
ne yaşıyor ne de yaşatıyor.
Mutluluğun, huzurun birlikte yaratıldığı kendine özgü gizlilik
içersinde hoşgörü, sabır ve saygı ile oluşan bu özel beraberlikte
yitirmeden, yitirilmeden yaşanan, yaşatılanların 
sevgi, sevmek ve
sevilmek olduğunu düşünüyorum.

Sözde ve eylemde koşullu sevgi anlayışıyla seni seviyorum demekle
ne dediğini bilemeyen;
Yaşamdaki olay, kişi ve nesnelerin beğeni, zevk gibi bireysel istekleri yerine getirilen
bir yaşam içtepisi olan hoşlanmaya sevgi diyor, boş konuşuyor, sevgiyi harcıyor.
Çünkü nesne veya kişi ile olan ilişkilerde başlayan çekiciliğin getirisi
hoşlanma heyecanı,insanın
değişen değerler sıralamasında ki yerini kaybedene dek sürüyor.

Bugün hoşlandığından yarın vazgeçebiliyor. Her türlü hoşlanmanın
süresi sonunda, yeni bir zevk ve heyecan aranıyor.
Bu tarz davranışa hayatın renkliliği diyene asla itirazım yok.
Ancak sevgi sözcüğünü harcamadan yaşamı renkli yapma yollarının
olabildiğini düşünüyorum.   

AŞK;
Muhabbet, sevda; İnsanın bedensel, ruhsal, tensel, şehevi, nefsi, vs.
tüm tinsel isteklerini içeren birleştirici ilke…

Ve
Eros denen cinsel eğinim, bir şeyi istemeye ve yapmaya içten
yönelmek olan aşırı sevgi sanısı – tutkunluk…

Olarak tanımlanıyor.
Bedensel içtepiyle meydana gelen, dayanılmaz ve yoğunlaşan her tür
özlemle beğenisine uygun olana, Âşık oldum. Seni seviyorum
diyerek hoşlanmayla başlattıkları birliktelik sevgisiz olunca,
coşkusu ve tamamlayıcısı olan tensellik süresi de dolunca, aşk
bitiyor, ayrılık kaçınılmaz, sevgi harcanmış oluyor.

Sevgi ve ahlak beraberliğinin sarsılmaz temelinde;
Değişik düşünce ve davranışların bulunduğu ortamda
şartlanmışlığın getirdiği endişe, kuşku ve şeytani düşünceler yok.
Açıklık, güvence, bağlılık, sadakat, şefkat, bilgi, saygı ile oluşan önemseme
ve önemsenmenin mana bütünlüğü içersinde iletişim var.
İletişimde, “bakışta, gülüşte, temas edişte, anlatışta,
davranışta” meydana getirilen titreşimlerin heyecanını
devam ettiren Biz anlayışı var.

Sevgide devamlılığını sağlayacak canlı, dürüst, şeffaf iletişim
ahlakla mümkün oluyor. Ahlakı yanar – döner olan sevgiyi meta olarak kullanıyor. 

Sevginin lezzetten, kokudan, renkten, güzellikten, görünüşten ve
tenden alınan bir zevk, bir haz, bir doygunluk olamadığını,
dilden gönüle indirilmiş yüce bir duygu olduğunu 
düşünüyorum.

Sevgiler,
Avni Baba

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yorum Yap





Not: Yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.