Avni Baba

AŞK – AHLÂK – SEVGİ

Bir sohbet gecesinde boyunca konuşulan Aşk, Ahlâk ve Sevgi konuları üzerinde
bencileyin düşünceler…

AŞK;
Osmanlıcada kullanılan Arapça bir sözcük…
Türkçe, Sevi; İnsanın bedensel, ruhsal, tensel, şehevi,
nefsi, vs. tüm isteklerini içeren birleştirici ilke…
Aşırı sevgi…
Olarak tanımlanıyor.

Gerçek aşkın erişilmeyen…
Erişilmiş aşkların kısa, pek çok azının uzun ömürlü…
Eros denen cinsel eğinim, bir şeyi istemeye ve yapmaya içten yönelmek
olan aşırı sevgi sanısı – tutkunluk oluğunu…
Coşkusu ve tamamlayıcısı olan tensel doyumla süresinin değiştiğini…
Ve
İnsanın kafatasından beynini çıkartan bu rahatsızlığın yaşanmasının gerektiğini…
Aşk anlatılsada yaşamadan öğrenilemeyeceğini düşünüyorum.

AHLÂK;
İnsanın yaratılıştan ve de bulunduğu ortam içersinde sonradan edindiği
iyi ve kötü huy, davranış ve düşünce biçimleri
olarak tanımlanıyor.
Dolayısıyla ahlâk, günümüze kadar farklı ülkelere, dinlere, gelenek
ve göreneklere, farklı toplum ve yörelere göre değişen kural ve kavramlardan oluşuyor.
Bireyin bulunduğu ortamda benimsediği geleneksel ilkeler ile bireysel ahlak
ve vicdan
olguları içersinde geçerlilik kazanan düşünce, söz ve davranış özelliklerinin
ahlâk olduğunu düşünüyorum.

SEVGİ;
Beğenmek – hoşlanmak – zevk almak gibi sözcüklerden farklı anlamı olan
Seni seviyorum demekle olamıyor.
Sevgi, sevgi ortamında yaşanarak öğreniliyor.
Düşünmekle başlıyor, eylemle yaşıyor.

Sevginin, lezzetten, kokudan, renkten, güzellikten, görünüşten, tenden alınan
sonlu bir zevk, bir haz, bir doygunluk olamadığını…
Meta olarak kullanılmadığını…
Devamlılığını sağlayacak canlı, dürüst, şeffaf iletişimle mümkün olabildiğini…
Sabır, saygı ile oluşan karşılıklı fedakârlık gerektirdiğini…
Düşünce içeren gönüle inmiş, en değerli ve özel duygu olduğunu…
Düşünüyorum.
Ve
Mutluluğun, huzurun birlikte yaratıldığı, kişiye özgü düşünce ve eylemle artarak yaşanan,
yaşatılanlara SEVMEK, SEVİLMEK diyorum.

AHLÂK ve SEVGİ beraberliğinde;
Değişik düşünce ve davranışların bulunduğu birliktelik ortamında şartlanmışlığın getirdiği
endişe, kuşku ve şeytani düşünceler olmadığını…
Açıklık, güvence, bağlılık, sadakat, şefkat, bilgi, saygı ile oluşan önemseme
Bu önemsenmenin mana bütünlüğü içersinde birbirlerine gölge etmeyen anlayış, iletişim olmalı diyor…
Ve
Düşüncede ve eylemde “bakışta, gülüşte, temas edişte, anlatışta, anlayışta, davranışta” meydana getirilen
titreşimlerin heyecanını devam ettiren saygıyla BiZ anlayışının olması gerekliliğini düşünüyorum.

Bedensel içtepiyle meydana gelen dayanılmaz ve yoğunlaşan isteklerin beğenisine uygun olana;
Âşık oldum. Seni seviyorum laf olsun diye söyleniyorsa, hoşlanmayla başlayan sevgisiz birlikteliklerde
her canlının ihtiyacı olan sevgi bence yaşanmamış ve harcanmış oluyor.

Sevgiler,
Avni Baba

FacebookTwitterGoogle+Paylaş

Yorum Yap





Not: Yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.